tayyip erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tayyip erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2012 Cuma

AKP'NİN ZAMANAŞIMI

AKP faili ve müdafisi olduğu Sivas katliamının üzerini zamanaşımı ile kapatmaya çalışıyor. Bu bir itham değildir sakın yanlış anlamayın. Gerçeğin ta kendisidir. AKP Sivas katliamının failidir. Dersim’i katliam diye adlandırıp, teröristlere iade-i itibar sağlamaya çalışanlar Sivas katliamını bizzat kendi yayın organları ile “Sivas Tatsızlığı”, “Sivas Provokasyonu” diye nitelemekten bir an olsun utanmıyorlar.
AKP bu katliamın müdafisidir dedik, bakın o günlerde katilleri beraat ettiren avukatlar ve bugünkü mevkileri;

Av. Şevket Kazan, eski RP milletvekili ve eski Adalet Bakanı; 

Av. Celal Mümtaz Akıncı, Afyon Barosu Başkanı ve AKP oylarıyla Anayasa Mahkemesi üyesi;
 

Av. Hayati Yazıcı, AKP’nin devlet bakanı;
 

Av. Haydar Kemal Kurt, AKP Isparta Milletvekili;
 

Av. Zeyid Aslan, AKP Tokat Milletvekili, Başbakan Erdoğan’ın eski avukatı;
 

Av. Hüsnü Tuna, AKP Konya Milletvekili;
 

Av. Burhanettin Çoban, Afyonkarahisar AKP’li Belediye Başkanı;
 

Av. İbrahim Hakkı Aşkar, 22. Dönem AKP Afyon Milletvekili;
 

Av. M. Ali Bulut, AKP Maraş Milletvekili ve Anayasa Komisyonu üyesi;
 

Av. Bülent Tüfekçi, AKP Malatya İl Başkanı;
 

Av. Halil Ürün, RP kayıp trilyon davası sanığı, AKP Afyon Belediye Başkan adayı;
 

Av. Mevlüt Uysal, AKP İstanbul Başakşehir Belediye Başkanı;
 

Av. Nevzat Er, Eski AKP Eminönü Belediye Başkanı;
 

Av. Suat Altınsoy, AKP Konya İl Bşk. Yardımcısı;
 

Av. Tayfun Karali, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Darülaceze Müdürü;
 

Av. Ferruh Aslan, İst. Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Müdürü;
 

Av. İbrahim Kök, AKP Elazığ milletvekili aday adayı;
 

Av. Ali Aşlık, eski AKP İzmir İl Başkanı;
 

Av. Bedrettin İskender, AKP Ümraniye Belediye Başkan adayı;
 

Av. Ekrem Bedir, Sakarya AKP Hendek Belediye Meclis Üyesi;
 

Av. Eyüb Karagülle, eski Saadet Partisi İlçe Başkanı;
 

Av. Faruk Gökkuş, AKP, Kâğıthane Belediye Başkanlığı aday adayı;

Av. Hasan Hüseyin Pulan, AKP İstanbul İl Disiplin Kurulu üyesi;
 

Av. Hurşit Bıyık, AKP Trabzon İl Başkan Yardımcısı;
 

Av. Reşat Yazak, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu üyesi.



Cinayetlerinin üzerini örtmenin AKP’liler için bir ata sporu olduğunu da biliyoruz. Tıpkı Adli Tıp İhtisas Kurumu dönemdeki üstün performansı ile Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürü olan Eyüp Çakmak gibi, yakın tarihimizin en acımasız katliamının üstünü örtmeye çalışan canileri iyi tanı ey halkım. Faillerin bugüne kadar bulunamaması ve bu davanın zaman aşımına uğratılmaya çalışılması bir tesadüf müdür? Dün katillerin müdafisi olan zatlar bugün de aynı görevi üstlenmektedirler. Bu suça ortak olmayın ey halkım. Orada can veren günahsız insanlar için AKP’ye “DUR!” deyin.
Alın size taze bir örnek; henüz geçen gün mecliste Sivas Katliamının zamanaşımına uğramaması için verilen yasa teklifi AKP’li milletvekillerinin oyları ile reddedildi.

Neden?

Çünkü bu katliamın failleri meclisteki müdafileri tarafından korunmaktadır.

Fakat bugün bu katliamı zamanaşımına uğratmaya çabalayanlar bilsinler ki anaların yüreğinde zamanaşımı yok. Ahireti dillerinden düşürmeyen katiller bunun hesabını elbet verecektir! 

27 Aralık 2011 Salı

CUMHURBAŞKANLIĞI GÖREV SÜRESİ

O kadar yoğun ve karışık bir gündemimiz var ki, artık balık hafızalı diye dalga geçilen milletime hak veriyorum. Dünya savaşlarında bile gelişmiş ülkelerin siyasi gündemlerinin bu denli hızlı değiştiğini düşünmüyorum. Buna bir de ilkesiz basının nereye çekersen oraya giden yorumlarını da eklersen halkın olan biten karşısında tepkisiz kalması anlaşılabilir bir durum. Bu surata alınan darbeden sonra bir tür sersemlemeye benziyor.

İşsizliğin ve fakirliğin bu denli yoğun olduğu bir ülkede sürekli olarak anayasal tartışmalar yaşanması komik oluyor. Ve bu anayasal tartışmalar nedense sürekli iç politikada dara girildiği anlarda gündeme geliyor. Bir terör olayı mı patlak verdi hemen başbakan çıkıp anayasa tartışmasını başlatıyor. Dış politikada bizi zora sokacak, iç politikayı da etkileyecek bir durum mu ortaya çıktı, hemen cumhurbaşkanının görev süresi tartışması yaşanıyor. Bu hengamede vatandaş olayları sadece bir tenis maçı izler gibi takip edip pozisyonları anlık yorumlamaya çalışıyor ve maalesef önünü ve arkasını düşünemediği için, içinde bulunduğu şartları yorumlayamıyor ve tepki gösteremiyor.

Örnek vermek gerekirse Suriye ile neredeyse savaşa girerken; Amerika Irak'tan çekilirken bölgede kendine bir jandarma ararken; Malatya'ya Amerika'nın füze kalkanları yerleştirilip ülkemiz açık hedef olurken; Sayın Başbakan nereden aklına geldiyse Dersim olayları için kıyım deyip, yaygara koparıp, bir de üzerine yalandan özür dileyip, muhalefet partisi liderleri üzerinden bu ülkenin kurucu değerlerine bağırıp çağırırken, televizyon karşısında helal olsun diye alkış tutan halk ve tarihimizle yüzleşmemiz gerektiğini belirten yazarlar hatta bakanlar sadece bir iki hafta sonra Fransa'nın parlamentosundan geçirdiği Soykırım yasası hakkında en ağır aşağılamalarda bulundular. İki olay arasında ki fark neydi, insanlar iki benzer olayda nasıl bu denli zıt tepkiler verdi ve bir Allah'un kulu bu soruyu neden sormadı? Gerçekten anlamakta büyük zorluk çekiyorum.

Asıl konumuz olan Cumhurbaşkanlığı tartışmasına dönersek; bu konuda da benzer bir durum yaşanmakta. 2010 Anayasa değişikliklerinin Tayyip Erdoğan'a yeterli gelmediği hepimizin malumu. Kendisinin en büyük arzusu bu ülkenin ilk BAŞKAN'ı olmak. İstanbul'un başkent olduğu, federal bir sistemin yerleştiği, Kemalizm'in yerini Liberalizm'in aldığı, kendisinin de başkan sıfatını kazandığı bir ülke. Fakat şartlar henüz istediği kadar olgunlaşmadı. Başbakan olarak bu uğurda kat edecek biraz daha yolu kaldı. Cumhurbaşkanlığı görev süresi tartışmalarının temelinde de bu yatıyor.

Bildiğiniz gibi sonra çıkan kanun öncekini ilga eder. Bu çok basit hukuk kuralı yüzünden de cumhurbaşkanının görev süresi 5 yıldır. Aksine bir geçici kanun çıkmadığı sürece, 2012 yılında cumhurbaşkanlığı seçimi bizi beklemekte. Tıpkı, aynı 2007 referandumunda milletvekili görev sürelerinin 4 yıla indirilmesinin akabinde 2011 yılının Haziran ayında genel seçimlerin olması gibi. Fakat bu AKP'nin 2023 hedeflerinin gerçekleşmesinin önünde bir engel teşkil etmekte çünkü ucu açık ve kontrol edilememe ihtimali yüksek bir süreç.

Bu seçime gidilirse ne olacak? Abdullah Gül yeniden mi seçime girecek? Tayyip Erdoğan başbakanlığı mı bırakıp seçime girecek? O halde AKP ve hükümet ne olacak? Muhalefet güçlü bir aday çıkartıp ikiye bölünmüş halkın bir yarısının desteğini alıp AKP'nin düzenine çomak mı sokacak? Bunlar Tayyip Erdoğan için 2012 yılında üzerine düşünülmesi zaman kaybı olan senaryolar. Bu yüzden Tayyip Erdoğan 2014 yılına kadar anayasal haklar ve görevler bakımından güçlendirilmiş bir cumhurbaşkanı olarak seçime kendi girmek istiyor. 2014 yılında yarı başkanlık sisteminde, cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bir yıl için başbakan Bülent Arınç ve 2015'te Abdullah Gül görevi devralacak. Tarafsız bir makam olan cumhurbaşkanlığının ardından başbakanlığa gelmeyi planlamak ne denli demokrat bir kitle tarafından yönetildiğimize ışık tutuyor. Bundan 10 sene önce saçma ve komik gelecek bu senaryo bugün çok doğal karşılanıyor.

10 yılda ülkemizin ne kadar değiştiğini bir düşünün. Şimdi bir de 2023 vizyonunu bu bilgiler ışığında hayal edin. Durmak yok yola devam!